Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Kullanıcı Adı Şifre: Beni hatırla

Hipnoz'un Tarihi
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
  • Sayfa:
  • 1

BAŞLIK: Hipnoz'un Tarihi

Hipnoz'un Tarihi 1 yıl, 5 ay önce #2

  • admin
  • ÇEVRİMDIŞI
  • Administrator
  • Gönderiler: 5
  • Karma: 0
Hipnoz eski bir sanattır, ilk olarak, kutsal kitaplardan önce, büyü, din ve tıp bir ve aynı olduğu zamanlarda dînî ayinlerde kullanıldı. Mısır'da kabile rahiplerinin başarılı iyileşmeler sağladığı uyku tapınakları vardı. Eski Yunanistan 'da tıp tanrıları tapınaklarında hayaller gösterilirdi ve şifalar meydana getirilirdi. Hipnotik anestezi; çivili yatakların üzerine rahatça uzanan veya kızarmış kömürlerin üzerinde yalınayak yürüyen Hint fakirleri tarafından yüzyıllardan beri uygulanmaktadır.

Eskiden transın kutsal olduğuna inanılırdı. İlk Hristiyan inanışına göre, hipnoz büyücülüğün bir şekli olarak değerlendirildi. Fakat onsekizinci yüzyılın sonuna doğru, neticede faydalı bir iyileşme yöntemi olarak tarif ve kabul edildi.1779'da "canlı magnetizm" (animal magnetizm) teorisini ileri süren Viyanalı Dr.Franz Mesmer bir bakıma modern Hipnoterapi nin babası kabul edilebilir.

Dr. Mesmer , hipnozun hipnotistten danışana doğru akan bir magnetizm şekli olduğuna inandı. Bu magnetizma akışının yöneltilmesiyle hastalıkların iyileştirilebileceğini iddia etti. Birçok faydalı sonuçlar göstermesine rağmen, Mesmer'in teorileri Viyanalı meslektaşları tarafından kabul edilmedi. Bu muhalif yaklaşımlardan bıkan Mesmer 1778'de Paris'te çalışmaya başladı ve Fransız soyluluları arasında "Mesmeric" uygulamalarını hızla popüler yaptı. Hipnozu etkili bir iyileşme yöntemi olarak kullandı, fakat aynı zamanda Marie Anteinette'in sarayındaki halkı eğlendiren bir vaudeville oyuncusu oldu. Mesmer'in etkili üslubu ve mistik çevresi onun çalışmalarını üzerine düşülen bir merak konusu yaptı. Çalışmalarının Fransız Akademisi tarafından incelenmesi yolundaki isteği dikkate alınmadı.Daha sonra, Fransız Hükümeti tarafından teşkil edilen (Benjamin Franklin'in de içinde bulunduğu) bir komisyon onun çalışmalarını incelemek istediği zaman bir sorgulamaya razı olmayı reddetti. Yüzlerce başarılı iyileşme sağlamasına rağmen, komisyon Mesmer'in bir sahtekar olduğunu bildirdi. Mesmer'in yaptığı inkar edilemez birçok uygulamalar, öteki bütün iyileşme usüllerinin başarısız olduğu ispatlanmış vakalardı, fakat onun eleştirenlere göre, Mesmer'in teorilerinin akla yakın olmadığı gözden uzak tutulmamalıydı. Bir komite üyesi daha fazla araştırma isteyen küçük bir ropor düzenledi fakat dikkate alınmadı.Bu olayla Mesmer itibardan düştü, Paris'ten ayrıldı ve 1815'de anlaşılmadan öldü.

Mesmer'in öğrencileri onun tekniklerini değiştirerek gözden geçirerek teorilerini canlı tuttular ve bunlara "Mesmerism" ismi verildi.Mesmer, diğer tıbbi yöntemlere cevap vermeyen bazı hastaların iyileşme sürecinde hipnozun faydasını ve etkisini başarıyla gösterdi. Kabul edilebilir bir tıbbi işlem olarak hipnozun iyileşme sürecinde kullanımının temellerini attı.
1841'de, İngiltere'de çalışan İskoçyalı bir hekim, Dr. James Braid, Mesmer ve onun takipçilerinin mistik iddialarını reddetti. Çok şüpheci biri olarak,Mesmer'in iddialarını bilimsel anlayışa yönelik bir hakaret gibi görerek kabul etmedi. Merakını yenemeyen dr james Braid,
Dr. Braid birkaç mesmerism gösterisine katıldı ve magnetizma teorisini ciddiye almamasına rağmen, transa benzer durumun birçok kişiye fayda sağladığını gördü. Tecrübesiyle, gözleri zorlamak ve yormak için bir değneği, onun üstüne ve önüne tespit edilmiş parlak bir cisme baktırarak trans benzeri bir durumun meydana getirilebildiğine inandı. İlkin,gözlerin parlak bir cisim üzerine tesbit edilmesinin transı meydana getirdiğine inandı. Fakat daha sonra onun sadece bir dikkat çekme vasıtası olduğunu, hipnozu meydana getirici bir özelliği olmadığını anladı. Braid, böylece (Mesmeric) etkinin magnetizmle ilgisi olmadığını fakat bütünüyle subjektif olduğunu gösterdi. Sekonder bir bilincin varlığını kabul etti ve magnetistlerin fantastik teorilerini ayıklayarak hipnozun bilimsel bir temelini formüle etti. Yunancada uyku anlamına gelen "Hypnos"dan hypnosis kelimesini türetti. Braid'in iyileşme raporları saçma olarak damgalandı ve Britanya Tıp Birliği önünde bu konuda konuşmak isteği geri çevrildi. Mesleki ününü İngiltere'de hipnoza deste sağlamak için sonuçsuz bir teşebbüse harcadı ve bu çabaları sebebiyle tıp çevrelerince bir sahte doktor ve şarlatan olarak nitelendirildi. Hindistan'da, Calcutta'da çalışan bir İngiliz cerrahı Dr. James Esdaile ile 1840'dan 1845'e kadar hipnoanesteziyle operasyon yaptı. Bu, anestezik ajanların keşfinden önceydi, bağıran ve çırpınan cerrahi hastalarının operasyon masasına kayışla bağlandığı zamandaydı. Esdaile, hipnozu binlerce küçük ve büyük operasyonda başarıyla anestezi için kullandı. Hastaları tarafından takdir edilmesine rağmen, kıskanç arkadaşları onu bir şarlatan olarak nitelediler. Gözden düşerek İngiltere'ye döndü ve Britanya Tıp Derneği tarafından cerrahlık yapmaktan menedildi. Sahasında en ünlü olan nörolojist Jean Charcot, hipnozu bir iyileşme tekniği olmaktan ziyade, histeri için bir tanı kriteri olarak değerlendirdi. Hipnotizma işlemi sırasında aktive olan görünmez bir sıvının işlemdeki etkili ajan olduğuna
inandı.

Bir Fransız hekimi, Liebeault, Braid'in çalışmalarını öğrendi ve hipnozla mükemmel sonuçlar elde etmeyi de başardı. Bütün zamanını hipnoterapiye vakfetti ve onun gelişiminde birçok önemli katkılarda bulundu. Braid gibi, o da, hipnotik transın meydana getirilmesinde primer faktörün magnetism değil telkin olduğuna inandı. 1885 yılında Freud Paris`te hipnozla ilgilendi ve Viyana`da doktor Breuer ile hipnoz çalışmalarına başladı. Breuer`in katarsis çalışmaları Freud`un serbest çağrışım metodunu oluşturmasına neden oldu. Yıllar sonra Freud şu sözleriyle hipnozu özetlemektedir.

‘’ Başlangıçta Breuer ve ben psikolojik danışmayı hipnozla yürütüyorduk. O dönemde işlerin ne kadar kolay ve hoş yürüdüğünü ve daha kısa sürdüğünü kabul etmem gerek. S. Frued ‘’

1890`da Charter ve Tourner isimli İngiliz diş hekimleri hipnoanesteziyi kullandılar. 1894`te Bonwille Amerika`nın çeşitli bölgelerinde hipnozun diş hekimliğinde kullanılışını gösterdi. Charcot`un 1893`te ölmesi ve Freud`un serbest çağrışım metodu ile teorisini geliştirirken 1918'de hipnozu bırakması ile ikinci dünya savaşına kadar hipnoz sessiz bir devir yaşadı. 2. Dünya savaşında harp nevrozlarının birden bire çoğalması uzun zaman ve emeğe ihtiyaç gösteren psikanaliz metotları yerine hipnoz analiz metodunun getirilmesini mecbur kıldı. Böylece hipnoza karşı ilgi yeniden uyandı ve klinik ve deneysel hipnoz alanında Amerika ve İngiltere'de birçok dernek ve organizasyon kuruldu. Dergiler yayınlanmaya başlandı. 1957`de Michigan`da başsavcı diş hekimlerinin günlük pratiklerinde hipnoz uygulayabileceklerine resmen karar verdi. “Hipnoid” durumlar histerik semptomatolojinin yapıtaşları olarak görüldü ve bilinçdışı çatışmaların kaynağı olmaktan çok sonucu olarak kabul edildiler. 20. yy’ın başında hipnozun klinik kullanımı çok az olmakla birlikte yeni iyileşme teknikleri geliştirildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ordudaki psikiyatristler “travmatik nevroz” adı verilen hastalığın tedavisinde hipnozu yardımcı bir teknik olarak kullandılar.

1950’li yıllarda Stanford Hipnotik Yatkınlık Skalasının geliştirilmesiyle hipnotik fenomenler laboratuarda incelenmeye başlandı. 1950’li yılların ortasında Amerikan Tıp Birliği ve Amerikan Psikiyatri Birliği hipnozu resmi bir tedavi yöntemi olarak kabul etti.

TÜRKİYE'DE HİPNOZ


Türkiye’de Hipnoz 1935 yıllarında Cemil Sena ONGUN tarafından “Janet”nin bir kitabından yapılan tercümeyle başladı. Daha sonraları 1946 yıllarında Dr. Bedri RUHSELMAN’ın bu konudaki yayınlarına rastlamaktayız. 1951 yıllarında hekim olmayan bir hipnozitör D.WATSON ’ın, Türkiye’ye gelerek İstanbul’da diş hekimliği fakültesinde “hipnoz altında diş çekimi”, Ankara Tıp Fakültesinde de bir ameliyat yapılmasını sağlamıştır.


1951 yılından sonra Opr. Dr Hüsnü İsmet ÖZTÜRK adına “Bilinçli Hipnoz Tekniği’’ dediği kendi metodunu kurarak ve uygulayarak bir ekolün kurucusu olmuştur. 1979 yılında vefat ettiğinde 2000’ den fazla hastayı kendi yöntemiyle tedavi etmiş, 250’ye yakın hastanın da hipnoanestezisini kendi yapıp ameliyatlarını da gerçekleştirmiştir. 1979 yılında vefatından sonra Kurucusu olduğu ‘’bilinçli hipnoz’’ ekolünü geliştiren ve sürdüren Diş Hekimi Ali Eşref MÜEEZİNOĞLU ’ halen çalışmalarını sürdürmektedir.


Dr. C. TAN ve Dr. AKSOY Türk NöroPsikiyatri Cemiyeti’nde hipnoz konusunda bilimsel tebliğler vermişlerdir. Yine bu yıllarda Dr. Sevil AKAY, hipnoz yöntemini kullanarak bademcik ameliyatı yapmıştır. Keza Prof. Dr. Orhan TOYGAR’ın Ankara Tıp Fakültesi’nde hipnotik anestezi ile yaptığı ameliyatlar vardır.”1960 yılında ise “Hipnotizma” adlı tezi ile Dr. Recep DOKSAT, hipnozu bir bilimsel çalışma halinde üniversiteye duyurmuştur. Ege üniversitesi Diş Hekimliği Fakültes’inde Profesör olan Turhan CENGİZ, doktora tezini “Hipnodonti” adı altında vermiştir.


Atatürk Üniversitesi’nde görevli Prof. Dr. Hayati ÇELEBİ ’nin de bu konuda çalışmaları olmuştur.Türkiye de hipnoz ve hipnoterepi konusunda emeği geçen , özgün Çalışmalarıyla dikkati çeken bir diğer önemli isim Uzm. Dr Tahir ÖZAKKAŞ’ tır. Hipnozla tedavi konusunda ülkemizdeki bilincin oluşmasında ve yayılmasında önemli bir yere sahiptir.

www.hipnoz.com sitesinden derlenmiştir.

iyileşme,terapi,psikoterapi,bursada,bursadaki psikologlar,bursa da sinema bursada kültür kitap fotoğraf,bursada güzel sanatlar,kültürel faaliyetler bursapsikolog.org ,psikologbursa.com psikolojik danışman istanbul hipnoz adana terapi adana psikolog vajinismus ve hipnoz antalya, hipnoz, psikolog, psikoloji, hipnoterapi, eft, öss, oks hipnoz tekniği hipnoz adana hipnoz sigara bırakma hipnoz müzik hipnoz panik
  • Sayfa:
  • 1
Sayfa oluşturulma süresi: 0.17 saniye
Saglik ve Tip Diger