Şub 24 2008
Huzursuz Bacak Sendromu Yazdır E-Posta
24 02 2008

Huzursuz ( yorgun ) Bacak Sendromu

    Huzursuz Bacak Sendromu olan kişiler genellikle yatağa girip hareketsiz kaldıklarında bacaklarında farkettikleri ancak tam olarak da tarif edemedikleri rahatsız edici hislerden yakınırlar. Bu hisler kişiler tarafından “baldırlarım ağrıyor”, “bacaklarıma derinden bir şeyler batıyor”, “yanıyor”, “uyuşuyor”, “bacaklarımla böcekler yürüyor”, “ Küçük Bıçaklar Saplanıyor” gibi çok farklı şekillerde tarif edilir. Hissedilen rahatsızlığı tam olarak tarif edemediklerinden yakınırlar.

     Yorgun yada huzursuz bacak sendromu olarak bilinen bu rahatsızlığa sahip olan 42 yaşındaki danışan M, yoğunlukla uykuya dalma esnasında yaşadığı bu sorununu yaklaşık 20 yıldır yaşadığını belirtti. Analitik teknikler ile yaş geriletmesi yapıldığında şu ilginç olaylarla karşılaşıldı.

Benliğin Savunma Aracı Olarak Uyku

    M 4 yaşındadır. Ve arkadaşının evine oyun oynanmak üzere annesi tarafından bırakılır. Ancak M’ nin arkadaşı uyuduğu için M salonda beklemek zorunda kalır. Arkadaşının annesi hamama gitmek üzeredir ve soyunup üzerini değiştirirken eşi ona yaklaşır ve sevişmeye başlarlar. Bu durumda M olan bitenleri bir saldırı gibi algılamakta ve korkmaktadır. M' nin arkadaşının babası M' yi Kucağına alır M'yi sever şımartır. ileri geri sallıyor gibi yapar ama pijama giyinen adamın penisi sertleşmiştir ve kucağındaki çocuğa sürttürmeye çalışmaktadır. M ‘ canı yandığı için ağlamaya başlar. Zaten korkmuş durumda olan M daha da korkar çığlık çığlığa ağlar. Bu olan bitenler karşısında M; uyumak istememektedir çünkü , eğer bende arkadaşım gibi uyursam arkadaşımın babası arkadaşımın annesine zarar verdiği gibi babam da anneme zarar verebilir ! diye düşünmektedir.Ardından arkadaşının babası M' yi kucağına aldığında ve sertleşen penisi ile sürttürerek zevk alma çabası içine girdiğinde ise eğer uyursam bu adam bana zarar verecek diye endişelenmektedir. Çünkü canı yanmaktadır. “ Yani uyumamalıyım !!! uyursam başıma kötü bişeyler gelebilir.”

     M 17 yaşında ve doğum yapan ablasının evinde ablasına destek olmak üzere bulunmaktadır. Bir gece ablası yeğenini emzirmek üzere uyanmış ama o an için banyoya gitmiştir. M uyurken M nin Ablasının eşi (eniştesi) eğilmiş ve tam M’ yi dudaklarından öpmek üzereyken M uyanır. Eniştesinin içki kokan yüzünü aniden ittirir ve bu alan bitenleri de ablasına anlatmaz. O gece sabaha kadar uyuyamaz. “ Yani, Eğer uyursam başıma kötü bir şey gelebilir. ! “

     M 30 yaşındayken henüz 1.5 yaşındaki bebeği, bir önceki gece hiç ağlamadığı için şaşkınlıkla yanına gidip baktığında bebeğinin yüzünü donuk ve tepkisiz olduğunu görür. Bebeğinin Ateşinin de olduğunu farkeder. Hemen bebeği hastaneye götürür. Hasatanede bebeğinin havale geçirdiğini öğrenir. Anne M bu olanlardan dolayı kendini sorumlu tutuyor, kendini suçluyor ve uyumaması (önceki gece için) gerektiğine inanıyordu. '' Eğer gece uyanıp çocuğu kontrol etseydim,çocuğunun havale geçirdiğini anlayabilir ve daha önce hastaneye götürebilirdim'' inancındadır. Havale geçirdiği için Dört gün yoğun
bakımda kalan bebek hastaneden çıkartıldığında sürekli ilaç kullanmaya başlar. Ve havalenin beyinde etki bırakmış olabileceği söylenir. M ‘ nin annesi ve çevresindeki yakınları M’ yi suçlarlar. Çocuğa iyi bakamadın. Eğer çocuğuna iyi baksaydın, iyi bir anne olabilseydin çocuğun böyle olmazdı ! ! ! . . . gibi. Böylece danışan M' nin suçluluk hisleri çevresindeki yakınları tarafından da pekiştirilmiştir. ve bayan M' suçlu olduğuna inanmış inandırılmıştır.

     Danışanımız bayan M ve onun yakınları şunu göz ardı ediyorlar ki; Anne M, çocuğunun havale geçireceğini bilseydi bırakın uyumamayı, hastanenin içinde hatta Dr' un yanında beklerdi. çocuğunun havale geçireceğini bilen hangi anne evinde gönül rahatlığıyla uyuyabilir ki ?  ve bayan M' nin bilinçaltına şunlar yerleşmiştir. Eğer uyumasaydım gece bebeği kontrol etseydim bunlar olmayacaktı. Uyumazsam bana ve bize olabilecek kötü olayları engelleyebilirim !!! “ uyumamalıyım.

       Dikkat edilirse tüm bu olayların ortak noktası, danışan M’ nin uyku ile ve uykuya dalma ile ilgili geçmişte yaşadığı olaylara dayanmaktadır. Danışan ile yaklaşık 7 defa görüşme yaptım. Her bir danışma sürecinde  birbirinden ilginç bu ve benzer olaylarla karşılaştım. Bilinçaltı mekanizması negatif yönde de olsa öyle muhteşem çalışmaktadır ki uyku onu tüm tehlikelere karşı ( geçmişte yaşadıkları nedeniyle ) koruyucu bir işlev görmektedir. Evet, uyku M için, ona yöneltilebilecek tehditlere karşı bir savunma aracı olmuştur. Uyursam başıma bir şey gelir eğilimi ve korkusu daha 4 yaşında talihsiz bir olayla onun bilinçaltı’na kazınmıştır. Söz konusu olay yaşamının ilerleyen aşamalarında da benzer şekillerde tekrar etmiştir. Böylece bilinçaltı için işleyen bir mekanizmaya dönüşmüştür. Tıpkı isviçre saatlerinin çarkı gibi sürekli işlemektedir. Bayan M ise bilinçli yaşamında uyumaya çalışmakta ama bacaklarında hissettiği tarifsiz bir rahatsızlık hissi yaşamaktadır. Bayan M' nin de bilinçli olarak farkında olmadığı bilinçdışı ( bilinçaltı ) bir süreç işlemektedir. 
 

        Bu olaylar danışanımız bayan M' nin zaten unutmadığı olaylardı. Danışma sürecinden sonra '' ben bunları hatırlıyordum'' şeklinde bunu kendisi de açıklamıştır. Bu noktada sorunu oluşturan olay değil; olayın M' de yarattığı duygudur, his' tir. Bilinçaltına yerleşen, olayların bizde yarattığı olumsuz ya da negatif duygulardır. Bu olumsuz duygular ruhsal dünya için yük gibidir. Bilinçaltından çıkan olay, durum veya olgular danışanların günlük yaşamlarında, bilinçli hallerinde unuttuğu olaylar olmayabilir. Çünkü zaten mutlak unutma sözkonusu değildir. Bilinçaltı veya bilinçdışı dediğimiz bu alanda varlığımızın en küçük ayrıntıları dahi gizlidir. Dolayısıyla hipnoz esnasında bilinçaltından çıkan olay,duygu veya olgular sizin bilinçliyken hatırladığınız veya hatırlamadığınız olaylar olabilir. Ama sorun hatırlanıp hatırlanmaması değil; sorun bu olay veya olaylarda '' Ne hissedildiğidir ''. Bu olay veya olayların sizde yarattığı duygulardır. Ruhsal dünyada yaşanan ama fark edilmeyen bu duygulara bilinçdışı denmesinin nedeni kişinin onların ayırdında olmamasındandır. Bu nedenle bir insanın bilinçdışı bir duygusu olduğunu söylemesi ya da böyle bir duygusu olduğunu yadsıması mantıksızdır. Eğer var olduğunu bilseydi o duygu zaten artık bilinçdışı olmazdı.

      Bu olgu bilinç için saçma gelebilir. Dışarıdan bakan birçok insan için de saçma gelebilir. Ama Bilinçaltı ( bilinçdışı) için hala sürmekte olan bir tehlike algısı vardır. Tam uykuya dalma esnasında başlayan rahatsızlığın, bilinçaltı için anlamlı bir iyi niyeti vardır. Danışanımızı uyutmamaktadır. Çünkü bilinçaltının en temel işlevlerinden biri de kişiyi korumaktır. Ve bilinçaltı kişiyi korumaya çalışmaktadır aslında. Yıllar önce oluşan bir ( olumsuz da olsa) çark işlemektedir. Bu çark '' uyumamalıyım. eğer uyursam başıma kötü birşey gelebilir. Ben uyumazsam olabilicek tüm kötü olayların önüne geçebilirim ''dir. Bacaklarda hissedilen o tuhaf ağrı hissi ile bu mekanizma desteklenmektedir. Tam uykuya geçmek üzereyken bu mekanizma işlemektedir. Analitik tekniklerle işte tam da bu noktada devreye girer. Bu noktada Analitik çalışmanın işlevi ; Bilinçaltı’na tehlikenin artık bittiğini öğretmek yada bilinçaltına yerleşmiş olan hatalı algıları, olumsuz öğrenmeleri yeniden düzenlemektir. 

      Bayan M için, bu mekanizmayı düzenlemek yeterli oldu. Bilinçaltına hatalı algılarını yeniden öğretmek onun gerçek bir iyileşmeyi yaşamasını sağladı. 20 yıldır yaşanan Huzursuz (yorgun)bacak sendromu artık iyileşti.

 
< Önceki   Sonraki >
Yeni sitemizi nasıl buldunuz.
 
Yaşadığınız Cinsel Sorun
 

Hipnozterapisi E-bültene Kayıtolmak için lütfen formu doldurunuz.






Reklam

Türkiyenin Resmi Breakdans Sitesidir Reklam ver Reklam ver Reklam ver Reklam ver Reklam ver Reklam ver Reklam ver
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün80
mod_vvisit_counterDün257
mod_vvisit_counterBu hafta745
mod_vvisit_counterBu ay745
mod_vvisit_counterTüm zamanlar30930

Copyright © 2005 Bu sitedeki tüm bilgiler sizleri aydınlatmak amaçlı olup tedavi niteliğinde değildir.Şirketimiz yazılan yazılardan yola çıkarak uygulanan tedavilerdeki doğacak aksaklıklardan sorumlu tutulamaz. Bu sitenin tüm içeriği Şirketimiz Tarafından bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. İzinsiz kopyalanıp, çoğaltılıp dağıtılamaz. Ancak kaynak gösterilerek internet ortamında yayınlanabilir. Tüm hakları saklıdır