Tem 22 2007
Analitik Hipnoz Yazdır E-Posta
22 07 2007
Analitik Hipnoz / Duygularımız

Duygularımız yaşamımızın her anına anlam katar. Bizi biz yapar. Bize yaşadığımızı ve zevk aldığımızı hatırlatır. Aşık olduğumuzda sanki duracakmış gibi kalbimiz çarpar. Üzüldüğümüzde ruhumuzdur en karanlık odalardaki. Bizi bir uçtan diğerine sürükleyen nedir ? hiç düşündünüz mü ? Olumlu duygular içinde olduğumuz zaman neşe,sevinç, mutluluk . . . gibi duyguları hissederiz. Olumsuz duygular içinde olduğumuz zamanlarda ise üzüntü, keder, öfke kızgınlık... duyguları hissederiz. Yani duygularımız ruhsal dünyada bir amaca yönelik olarak hissedilir.

Duygularımız Amaçlıdır


Duygularımız doğaldır ve varlıkları davranışların gözlenmesiyle yada sözel ve sözel olmayan davranışların verdiği mesajlara bakarak anlaşılabilir. Her duygu bir yada daha fazla amaçla eşleşmiştir. Sevgi hissiyle yakınlaşma amacı; üzüntü hissiyle yalnız kalma amacı, kızgınlık hissiyle zarar verme, ve iğrenme ile sakınma amacı eşleşmiştir denilebilir. Hissettiklerimiz, beraberinde belli bazı düşünce kalıplarını ve reflex gibi davranış kalıplarını da beraberinde getirir. Hissedilen duygular adeta sinyal verme işlevi görür ve belli düşüncelerin bilince gelmesini de sağlar. Hepimiz yaşayarak şahit olmuşuzdur. Benzer konular benzer şekilde bizi mutlu eder. Ya da benzer durumlara benzer şekilde öfkeleniriz.

Babasıyla tartışmalı ve kavgalı bir ergenlik dönemi yaşayan “A” nın ergenlik döneminde babasından sık sık duyduğu şu cümle onu tüm hayatı boyunca derinden etkilemiştir.

- A : Evde bozuk olan Tv ‘yi artık yaptıralım mı baba ?
- Baba : Şimdi zamanı mı oğlum !

. . . .
- A : Tüm arkadaşlarım yeni açılan spor salonunda karate
öğreniyor. Bende gitmek istiyorum.
- Baba: Şimdi zamanı mı ?

ve “A” , yaşamının hemen tamamına yakınında tüm işlerini aksatmadan yapmaya gayret eder gibi görünmektedir. Her şeyi hep zamanında tam ve eksiksiz yapmaya çalışmaktadır. ve işlerini yarına bırakmamaya çalışmaktadır. “A” nın babasının ”A” ya karşı davranışları onun babasına karşı örtük olarak hissettiği yoğun öfke ve kızgınlık duyguları olarak yaşamını etkilemekte ve babası gibi olmamaya çalışmaktadır.


Bu davranış ilk bakışta olumlu gibi görünse de ; A bu davranışlarını yapmadığı zaman isyan etmekte kendi kendine kızmakta ve bir anda öfke küpü haline gelebilmektedir. Bir anda fevri davranışlar gösterebilmekte ve çevresindekileri kırabilmektedir. Çevresindeki insanlardan, “ daha sonra bitirirsin, başka zamana bırak, şimdi zamansız bir iş yapıyorsun “ . . . gibi uyarılar geldiği anda yoğun ve ani bir öfke duyarak bu sözcükleri söyleyen yakınlarındaki insanlara kızabilmektedir.

Görüldüğü gibi A nın Ergenlik döneminde yaşadığı “ Engellenme “ ve engellenme karşısında duyduğu öfke ve kızgınlık duyguları onun hayatında belirleyici bir role sahip olabilmektedir. Ve her benzer durumda bu benzer öfke ve kızgınlık duygularını sergileyebilmektedir.

Olumsuz ve zararlı olan temel duygularımız arasında yer alan belli başlı duygularımız öfke, kızgınlık, değersizlik, suçluluk, utanç, yalnızlık, korku gibi duygulardır. Bu duygular bazında geçmişte yaşanan olumsuz olaylar, bir zincir, bir halka gibi tüm yaşamımızı olumsuz şekilde etkilemeye başlayabilir.

22 yaşında talihsiz bir şekilde tecavüze uğramış olan bayan B kendisine tecavüz eden bireyin yakalanmasına, ceza almasına ve üzerinden yıllar geçmesine rağmen olanları unutamamakta zaman zaman geçmişte yaşadığı bu olay rüyalarına girmektedir. Günlük yaşamında sedüktif davranışları olan erkeklere karşı kızgın, öfkeli ve saldırganca davranışlar sergilemektedir. Bu nedenle erkeklere karşı genel bir korku ve soğukluk hissetmektedir. Ve artık yaşamında bir erkeğe tahammül edemediğini belirtmektedir. Sevgi ve yakınlık ihtiyacı nedeniyle bir erkekle birlikte olmak istiyor olmasına rağmen aynı zamanda erkeklere karşı hissettiği korku ve soğukluk hissinden de rahatsızlık duymaktadır.

37 yaşındaki bayan B 22 yaşında yaşadığı bu travmatik olaydan sonra, yaşadığı normal cinsel ilişkilerin onu hiçbir şekilde mutlu etmediğini, bu ilişkilerinde yaşadığı cinselliği, bedenine yöneltilmiş bir tecavüz gibi kendisini derinden etkilediğini anımsamaktadır.

Bayan B söz konusu tecavüz olayı ile eş zamanlı olarak başladığını tahmin ettiği Mide ağrısından şikayet etmektedir. Onun tabiriyle “ bu olaydan kaynaklanan sıkıntılarım mideme vurdu . J ( bakınız “ Duygular Fiziksel Hastalıklara Yol Açabilir )



Bayan “ B “ nin tanımladığı bu söylem gerçekten de doğruydu. Söz konusu olay karşısında yaşanan olumsuz duygular ruhsal dünyanın kaldıramayacağı yük’ ler somatize edilmiş yani bir ağrı olarak bedende kendine yer bulmuştu.

Bu örnek vakada da görüldüğü gibi geçmişte yaşanan bir olay ve olay sonucunda hissedilen duygular ( öfke, kızgınlık, korku, yalnızlık, utanç . . . ) hala canlı ve taze. Sanki şimdilerde yaşanmış gibi kendini hissettiriyor. Tüm yaşamı olumsuz şekilde etkiliyor. Bireyin kendini güvende hissedememesine yol açıyor. Her erkek onun için potansiyel bir tehlike olarak algılanabiliyor.


1. Duygular Fiziksel Hastalıklara Yol Açabilir

Tüm dünyada nedeni ortaya konulamamış başağrısı, sırtağrısı, mide ağrısı, iştahsızlık, aşırı geğirme ve bulantı, yemek sonrası ağırlık duygusu, göğüs ağrısı, kalp çarpıntısı, baş dönmesi, baygınlık nöbetleri, soluksuzluk, zayıflık ve eklem ağrıları …. çeken milyonlarca mutsuz insan vardır. Yıllar boyunca bir doktordan ötekine gider, röntgen filmleri çektirir, idrar tahlilleri, mide analizleri gibi birçok test ve analizler yaptırır/ yaptırılır. Ve sonuçlarına göre vitaminler, hormonlar, elektrik sağaltımları görür. Bu hastaların bazıları doktorlardan hoşlanmaz ve kırık çıkıkçılara ve üfürükçülere giderler, çünkü bu hastalar tıp doktorlarının, sorunlarını hayali bulduklarını, hatta sorunlarını anlamadıklarını dahası tedavi edemeyeceklerine inanırlar.


Bir doktor, muayene ve testler sonucunda bir bozukluk saptamadığı ve sorunun duygulardan ( Psikolojik ) ileri geldiğini söylediği zaman hastanın sorunlarının gerçekdışı olduğunu söylemiş olmaz. Endişeden başı ağrıyan insanlardan söz edildiğini işitmişizdir. Bu insanlarla karşılaşmışızdır. Böylece baş ağrıları olan çoğu insan (ve de çoğu doktor) onların hayali olmadığını bilir. Stres ve gerilim yaratan nedenlerden hemen sonra ‘’ kızımın sıkıntısından başıma ağrılar girdi ! ‘’ ya da ‘’ Eşimin vefatından sonra hastalık sahibi oldum ! ‘’ tarzı söylemler halk arasında sıklıkla kullanılır. Bu ve benzeri ifadeler aslında duygularımızın fiziksel rahatsızlık ve hastalıklara neden olduğunu çok iyi anlatırlar. Bu noktada ruhsal dünyanın kaldıramayacağı kadar ağır hissettiği yükler, kendine bedende (Somatize edilir) yer bulur. Ve sebebi psikolojik olan ama belirtileri bedensel olarak su yüzüne çıkan hastalık ve rahatsızlıkları meydana getirir. ( Psikosomatik hastalıklar ) İşte, tüm test ve incelemelere rağmen nedeni bulunamayan mide ağrıları, baş ağrıları, sırt ağrıları ya da eklem ağrılarının ve daha bir çok bedensel hastalık ve rahatsızlıklarımızın nedeni söz konusu olumsuz duygularımızdır.

Güçlü bir erkek ya da bir kadının kan görünce bayıldığına tanık olan herkes bu durumun hayali olmadığını, yeterince gerçek olduğunu bilir. Bu örneklerde baş ağrılarına da, bayılma nöbetlerine de, kusmalara da, hep duygular neden olmuştur. Kafada, kalpte ya da midede bir sorun yoktur. Ama sorun hep aynı biçimde ortaya çıkar. Duygularımız ılımlı rahatsızlıklara, ciddi hastalıklara neden olabilirler.
Kuşkusuz ki gerilimlerin ve sıkıntıların doğasını bilmiyor olmanın, onların var olmadığı anlamına gelmediğidir. Normal olduğumuz halde sakince yatarken kalbimizin çarpmaya başlaması bile bir başına duygularımızın var olduğunun ve bizi olumlusuz şekilde etkileyebileceğinin en basit kanıtıdır. Duygularımızın bizi etkilediğini anlatan bir başka örnek; Aşık olduğumuz zaman kalbimizin başka türlü bir heyecanla atması de duygularımızın ruhsal dünyayı etkilemesine bir örnek olarak gösterilebilir. Çoğu insan, on, yirmi ya da otuz yıl boyunca, ( bir uzmanına gidene kadar ) sebebini bilmeksizin kızıyor, öfkeleniyor ya da korkuyor olabilir. Kendileri kızgın olduklarını bilmeyebilir ama kalpleri bilir ve buna göre davranır. Ruhsal dünyada yaşanan ama fark edilmeyen bu duygulara bilinçdışı denmesinin nedeni kişinin onların ayırdında olmamasındandır. Bu nedenle bir insanın bilinçdışı bir duygusu olduğunu söylemesi ya da böyle bir duygusu olduğunu yadsıması mantıksızdır. Eğer var olduğunu bilseydi o duygu zaten artık bilinçdışı olmazdı. İşte Analitik hipnoz ve hipnoterapi de tam bu noktada devreye girer.

2. Duygular Fiziksel Ağrıya Nasıl Neden Olur?
Beden, bilinçli ve bilinçdışı olan tüm gerilimleri doyurmak için her zaman hazırdır. Gerilimler ne denli güçlü ise beden onları doyurmak için o denli fazla çaba harcar. Sıklıkla çocukluktan kalan içgüdüsel gerilimleri olan bir kişi onların varlığından habersiz de olsa her zaman bu gerilimleri doyurmak için hazırlık durumunda olacaktır. Ama çeşitli nedenlerle bu duygular doyum bulamadığı zaman ruhsal dünyada bir gerilim oluşur ve gerilim bir semptom olarak
kendine bedende yer bulur. Böylece ağrı oluşmuştur.

kelimeler: duygularımız,öfke duygusu, kızgınlık, nefret, sinirlilik, yalnızlık, kıskançlık bursada, bursapsikolog.org fiziksel ağrı ve terapisi adana terapi psikolog psikolojik danışman regresyon terapisi, çocukluğuna inmek, ruhsal dünya, mutlu olmak bursa gazeteleri, sevinç,bursa psikolog, bursadaki psikologlar, bursa da kültür sanat
 
Webhipnozterapisi.com
Google Grupları
hipnozterapisi
Bu grubu ziyaret et





Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Makaleler

Kronik Ağrıların Kontrolünde Hipnoz

Hipnozun Nöropsikofizyolojisi

Cinsel Bozuklukların Tedavisinde Hipnoz Kullanımı

Stres ve Anksiyete Bozukluklarının Kontrolünde Hipnoz

Hipnoz, Çözülme ve Travma

Konversiyon Bozuklukları

Yeme Bozuklukları - Anoreksiya ve Bulimia

Bilinçdışı Bir Dil Gibi Yapılanmıştır ( Sean Homer )

Direnç ( Özden TERBAŞ )

Aktarım ve Karşı Aktarım ( Dr Cem KEÇE)

Hipnoz Hakkındaki Mistik Ve Abartılı Düşüncelerin İzahı ( Dr Tahir Özakkaş)

Cinsel Terapiye Genel Bir Bakış( Dr Cem KEÇE )

Tedavi Olarak Cinsel Terapi ( Dr Cem KEÇE )

Aşk, Mahremiyet ve Cinsellik( Dr Cem KEÇE )

İdeomotor İnceleme ( D. Corydon Hammond )

İmgelerin İndüksiyon ve Derinleştirmede Kullanımı ( D. Corydon Hammond )

Parapsikoloji ve Metafiziği Anlamak ( Dr tahir Özakkaş )

Dikkat ve Hipnoz The Int. Journal of Clinical and Experimental Hypnosis

IBS ve Hipnoz The Int. Journal of Clinical and Experimental Hypnosis

Dental Anksiyete ( Yrd Doç Dr Ahmet ÇORAK )

Düşünme Üzerine Düşünceler ( Prof Dr Mehmet Yücel Ağargün )

Mutsuzluk Ahlaksızlıktır ! (Prof Dr Ahmet İNAM )

Bilimsel Metodoloji Işığında DSM & ICD Sistemi ( Prof Dr Kerem DOKSAT )

Hipnoz Nedir, Bilinç Ve Bilinçdışı Nedir ? ( Uzm Psk Dnş Şahin UÇAR )

Çocuklarınıza karşı her birimiz birer hipnozcuyuz! ( Dr Bülent URAN )

Harikalar Yaratan Bir Tedavi Yöntemi ( Prof Dr Hayati ÇELEBİ )

Hipnoz ( Bilim Teknik Dergisi )

Hipnoz ( Bilim Teknik Dergisi, Çeviri )

Hipnoz Suni Uyutma ( Bilim Teknik Dergisi, Çeviri )

Hipnoz ve Modern Tıp ( Prof Dr Dilek ÖZCENGİZ )

Kekemelik ( Uzm Psk Dnş Şahin UÇAR )

Saklı Benliğin Gücü Hipnoz ( Bilim Teknik Dergisi )

Tedavide Tıbbın Son Keşfi: Hipnoz ( Hürriyet Bilim Dergisi, Şubat,2005 )



Hipnozla Kekemelikte Değişim: Vaka ( Dr David Oakley ve Guy Moss )

Ne kadar zamandir vajinismus probleminiz var?
 
mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün126
mod_vvisit_counterDün234
mod_vvisit_counterBu hafta967
mod_vvisit_counterBu ay2454
mod_vvisit_counterTüm zamanlar125713
 Psikoterapi Enstitüsü
 
Masterson Enstitüsü
 
Cised
 

Fatih Sultan Mehmet Bulvarı Barıs Mah. Lozan Sok. Batı Trakya Sitesi No: 1 A Blok D:8 Nilüfer / Bursa ( FSM Cami Yanı, Iletisim Dersanesi Karşısı ) Tel: (0224) 451 65 07 E-Mail: psksahinucar@yahoo.com Copyright © Hipnozterapisi.Com 2005 - 2010 Tüm Hakkı Saklıdır.
Saglik ve Tip Diger