|
Eğitimde hipnozun kullanım alanı oldukça geniştir. Okul korkusu olan ilköğretim öğrencisinden ÖSS sınavına hazırlanan öğrenciye kadar eğitimde birçok noktada kullanılmaktadır. Sınav stresi ve sınav heyecanında, öğrencinin ders
çalışmak istediği halde çalışamadığı durumlarda, konsantrasyon ve dikkati artırmada , motivasyon ve disiplinli çalışma konularında…… hipnoz oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. ÖSS, OKS, KPSS gibi sınavlar şu anki eğitim sisteminin sonucu olarak öğrenciler üzerinde büyük bir baskı oluşturmakta ve bu baskı da bazı öğrencilerin aşırı strese girmesine, başarı düzeylerinin azalmasına sebep olmaktadır. Öğrenciler sınav öncesinde ve sınav esnasında korku, kaygı ve stres nedeniyle, varolan bilgi ve beceri düzeylerinin çok altında bir performans gösterebilmektedirler. Öğrenmede kaygının düzeyi çok önemlidir. Ders çalışma ve öğrenmede az kaygılı olmak veya çok kaygılı olmak öğrenmeyi olumsuz etkilerken; belirli oranda kaygının varlığı öğrenmeyi olumlu yönde etkiler. Olması gereken kaygı düzeyi ise istendik bir durumdur. Bu durumda öğrencilerin daha başarılı olabilmeleri için ders çalışmalarının yanı sıra sınav stresi, motivasyon elde etme ve motivasyonu sürdürme, düzenli ve sistemli çalışma alışkanlığını kazanma, bellek kapasitesi doğrultusunda öğrenme ve öğrendiklerini zihninde saklama, konsantre olabilme, özgüvenini güçlendirme, ve öğrenme ile ilgili olumsuz şartlanmaları ortadan kaldırma gibi sorunlarının da çözümlenmesi gerekmektedir. Eğer bireyler bu konuda uygun zihinsel performansa ulaşırlarsa sınav öncesi daha rahat biçimde ders çalışabilir ve sınav esnasında da kendi psikolojilerini denetleyerek gösterebilecekleri en iyi performansı ortaya koyabilirler. Korku, kaygı ve stres belli bir düzeyin üzerine çıktığında bireyler iyi bir zihinsel performans sergileyemez. İşte bu temelden hareketle eğer öğrenciler sınav öncesinde iyi bir performans göstererek ders çalışırlarsa sınav esnasında rahat, huzurlu ve sakin bir durumda kalabilmeyi öğrenirlerse varolan potansiyelini çok daha verimli kullanacağı için daha başarılı olacaktır. Sınav başarısının, okul başarısının artırılmasına yönelik olarak uygulanan hipnoz ve hipnoterapi ile şu olumlu değişme ve iyileşmeler oluşmaktadır. - kaygı ve stresin kontrol altına alınması - Konsantrasyonu sağlama - Dikkati yoğunlaştırma - Motivasyon sağlama - Öğrenmeyi engelleyen olumsuz yargıların ortadan kaldırılması - Belleğin güçlendirilmesi - Sınav esnasında oluşabilecek kaygıyı kontrol altında tutma - Sınav öncesi verimli ders çalışma yollarını etkin şekilde kullanma - Özgüvenin artırılması - Sınavda zamanı verimli kullanma Bu çalışmada hedeflediğimiz nokta, öğrencilerin kendi kapasiteleri dahilinde yapabileceklerinin en iyisini ortaya koyabilmeleri ve yalnızca sınav için değil tüm yaşamları boyunca yararlanabilecekleri bazı bilgi ve becerileri kazanabilmeleridir. Kısacası Hipnoz ve Hipnoterapi ile ; - Kaygı ve korkudan uzak ders çalışırsınız. - Sınav esnasında konsantre olur.Zamanı etkin kullanır ve daha etkin bir sınav süreci yaşarsınız. - Motivasyonunuz artar ve disiplinli çalışırsınız. - Sınavda maximum sonuç elde etmeniz için tüm potansiyelinizi değerlendirmiş olursunuz. Güzel Sanatlarda Hipnoz Resim, heykel ve daha birçok güzel sanatlar alanında uğraşan insanlar için yaratıcılığını geliştirmek ve konsan- trasyonlarını artırmak için hipnozun kullanıldığı bilinmektedir. Hipnoz sporda da kullanılmaktadır. Sporda konsantrasyonu ve motivasyonu artırarak , disiplinli çalışmayı sağladığı bilinmektedir. İngiliz futbolcu David Beckham’ ın hipnoz olarak karşılaşmaya çıktığı basında da yer almıştır. ABD de yapılan bir araştırmada konsantrasyonu en yüksek sporcu seçilen ünlü tenisçi Bjorg Borg, otohipnoz uygulamadan önce yani kendi kendini hipnoz etmezden önce , korta asla çıkmadığını söylüyorve şunları ekliyor : '' Karanlıkta bile tenis oynayabilirim. Zaten ben topu aramam, top gelir beni bulur. Yaratıcı İmgelemenin Fiziksel Performansa Etkisi
Kaynak: Holografik Evren - Michael Talbot-RM Yayını Avusturyalı psikolog Alan Richardson, yaptığı deneyde, üç grup basketbol oyuncusunu alıp serbest atış konusunda, imgelemenin etkisini inceliyor. İlk grup günde yirmi dakika serbest atış çalışması yapıyor, ikinci grup hiçbir çalışma yapmıyor ve üçüncü grup ise sadece her gün yirmişer dakika kusursuz basket atışları yaptığını düşünüyor. Deney sonucunda hiç bir şey yapmayan grup hiçbir gelişme göstermezken, sadece fiziksel çalışma yapan grup %24 lük bir gelişme gösteriyor. Yalnızca imgeleme yapan grup ise şaşırtıcı bir şekilde %23 lük bir gelişme gösteriyor.
Hebrew Üniversitesi'nden psikolog Shlomo Breznitz, birkaç grup askeri kırk kilometre yürütüyor ancak her gruba farklı bilgiler veriyor. Bazı gruplara otuz kilometre yürütüldükten sonra kendilerine on kilometre daha fazla gidecekleri bildiriliyor. Diğerlerini de altmış kilometre yürüyecekleri bildiriliyor ama gerçekte hepsi kırk kilometre yürüyor. Deney sonucunda Breznitz, askerlerin kanındaki stres hormonu düzeyinin gerçekte yürümüş oldukları değil de, zihnen kabullendikleri uzaklığı yansıttığını bulguluyor. Yani beden, gerçeğe değil de zihnen gerçek kabul ettikleri şeye göre tepki gösteriyor.
Eski bir NASA araştırmacısı olan ve California, Berkeley’de Uygulamalı Bilimler Enstitüsü Başkanı Dr. Charles A. Garfield’in yaptığı araştırmada, dünya sıralamasına girmiş bir atletizm takımını 4 gruba ayırıyor. İlk grup süresinin %100 ünü eğitimle değerlendiriyor. İkinci grup bu sürenin %75 ini eğitimle değerlendiriyor ve geri kalan %25 ini ise elde etmeyi umdukları başarıları gözlerinde canlandırıyorlar. (imgeliyorlar) Üçüncü grup ise eğitim süresinin %50 sini eğitimle, diğer %50 sini ise imgelemeye ayırıyor. Dördüncü grup ise bu sürenin %25 ini eğitime, %75 ini ise imgelemeye ayırıyor. Ve şaşırtıcı olan şu ki; New York, Lake Placid’deki,1980 Kış Olimpiyatlarında uygulamada en büyük başarıyı dördüncü grup gösteriyor ve bunu sırasıyla üçüncü, ikinci ve birinci grupları izliyor.
Spor Dünyası Kaynak: vizüalizasyon yazar: Ursula Markham Spor yeteneğini kanıtlamak, sadece olimpiyatlara katılacak bir atletin isteği değildir. Bu istek, seçtiği sporu fizik kapasitesinin izin verdiği en iyi şekilde yapmanın coşkusunu hissetmiş ya da hissetmek isteyen herkesi ilgilendirir. En iyi performansın fiziksel ve psikolojik eğitimin ortak çalışmasıyla elde edildiği hem Rusyada, hem de Birleşik Devletlerde uzun zamandır kabul edilmektedir. Gerçekten de bu ülkelerin, tüm milli takımlarının sporun fiziksel yönüyle ilgili antrenörlerinin dışında, sporcuları ve takımın diğer üyelerini başarılı bir performans için zihinsel olarak hazırlayan sürekli bir psikologları vardır. Bu psikolojik eğitim her zaman canlandırma teknikleriyle birlikte çalışarak kişinin yeteneğini en iyi şekilde ortaya koymasını sağlamaktadır. Hiçbir şekilde fiziksel çalışmanın yerine geçmesi amaçlanmamaktadır, ama yalnız başına fiziksel çalışmadan elde edilecek sonuçları kesinlikle son derece artırabilir. İpnoterapist ve psikolog Romark, araştırmalarının bir parçası olarak 1970lerde birkaç farklı futbol takımıyla çalışma yapmıştı. Her seferinde yenilmesi beklenen takımlarla tam elli iki maçta çalıştı. Bu elli ki maçın hepsini, tek beraberlik bile almadan canlandırma öğretilen takım kazandı. Takım sporlarında çoğu kez elemanları canlandırma uygulaması yapmış olan takımın kazanması mümkündür. Birçok kişiden oluşan her takımda, bir ya da fazla kişinin rahatsız olma ihtimali olması doğaldır. Birinin dişi ağrıyor, diğeri eşi ile anlaşamıyor, bir başkası ödemesi gereken vergiyi düşünüyor olabilir. Eğer takımın tüm elemanlarına uyguladıkları canlandırma tekniği sayesinde oyun süresince zihinlerini, kazanma isteği ve bunu gerçekleştirmek için yapabilecekleri şeyler dışında her şeyden uzaklaştırabileceklerini garanti ederseniz, oynadıkları takımın karşı takım kadar güçlü olmadığına da inanılsa, zaferden emin olabilirsiniz. Bireysel sporlardaki bayan ve erkek sporculara gelince, canlandırma her zaman kişinin kazanmasını sağlamayabilir, ama daha önce gösterdiğinden daha iyi bir performans göstermesine yardım eder. Aynı yarışa katılan ve canlandırma tekniğini uygulayan iki koşucudan yarışı yalnız biri kazanacaktır ve bu kişi de fiziksel olarak daha yeterli olan sporcu olacaktır.Fakat diğer koşucunun da aynı yarışta, en yüksek performansını gösterdiğini görebilirsiniz.
Psikolojik Engeller Hayatın her alanında ve özellikle spor dünyasında da aşılmaz gibi görünen psikolojik engellerle karşılaşırız. Roger Bannister başarıncaya dek, bir millik bir mesafeyi dört dakikanın altında hiç kimsenin koşamayacağı iddia edilmişti. Bundan çok kısabir süre sonra rekor egale edildi. Artık engel yoktu ve diğer atletlerde o güne değin imkansız kabul edilen bu başarıyı gerçekleştirebildiler. Aynı şekilde, hiç kimsenin 227 kg.lık bir ağırlığı kaldıramayacağına kesinlikle inanılıyordu. Sonunda bunu başaran kişi de, aslında daha düşük bir ağırlığı kaldırdığını düşündüğü için başarabildi. Üzerinde psikolojik engeller yoktu. Ve bu başarı da o zamandan beri tekrarlanmaktadır. Performansınıza bu tür engeller koyuyor musunuz? Sadece belli bir mesafeyi koşabileceğinize, belli bir yükseklikten atlayabileceğinize ya da mızrağı belli bir uzaklığa atabileceğinize mi inanıyorsunuz? Yeteneğinizi, olduğunu düşündüğünüzden daha ileriye götürmenizi engelleyecek hiçbir şey yoktur. Hiç kimse herhangi bir müsabakada şampiyon olmanızı garantilemez, bu, fiziksel yeteneğiniz ve antrenmanlar için ayırdığınız süreye bağlıdır. Bir kez engeli aştığınızda bu güne kadar yaptıklarınızdan çok daha iyi olacak ve başarıdan başarıya koşacaksınız. Pozitif Telkinler Pek çok ünlü sporcu, müsabakalardan önce, en iyi formaulaşmak için antrenman, canlandırma ve pozitif telkini birlikte kullanırlar. Muhammet Ali’yi ve Ben en büyüğüm. İfadesini hatırlayın. Ali, büyük bir şovmendi ve dikkat çekmeyi seviyordu, ama rakibini nasıl mahvedeceğini bildirmesinde çok ciddi bir yan vardı. Her seferinde pozitif telkinlerden birini kullanıyordu, aslında kendisine inancını güçlendiriyordu, söylediği şeyin doğruluğuna ikna olmak için moralini yükseltiyordu. Tabii ki yaptığı aynı zamanda, rakibinin kendine güvenini yok etmekti ve bunun tamamen farkındaydı. |